Eline, Diline, Beline Sahip Çıkamayanların Dünyası
Bazı sesler vardır, zamansızdır. Dün vefat yıl dönümü olan Alevi-Bektaşi ozanı Perişan Ali’nin sesi de öyle… Erikli Baba Dergâhı’na …
122 yazı
Bazı sesler vardır, zamansızdır. Dün vefat yıl dönümü olan Alevi-Bektaşi ozanı Perişan Ali’nin sesi de öyle… Erikli Baba Dergâhı’na …
Sirklerde filler kaçmasın diye, daha bebekken koca kazıklara demir zincirlerle bağlanırlarmış. O minicik gövdeleriyle ne kadar asılsalar da, …
[[^1]: 2011’de yılbaşı tatil yazım Dört ay önce Beşiktaş’a taşındım. İskeleden ve merkezden yürüyerek gidilecek kadar yakın; ama o …
Neden “babadili”? Blog sayfamın ismini ilk duyanlar genelde hafifçe, belki biraz da müstehzi gülümsüyor. Akıllarına hemen o …
“Hayatı rasyonel bir planın zorunlu bir parçası olarak görmektense, varoluşun kaotik ve rastlantısal doğasını kabullenmek daha …
Aşkın modern halleri, karmaşık ilişki tanımları ve aşkın zamansız özü üzerine bir deneme
Yeni yıl, kültürel farklılıklar ve insanlığın ortak değerleri üzerine bir deneme
Modern toplumda rol yapmanın yaygınlığını sorgulayan, gerçeklik ve samimiyet arayışına ilham veren bir düşünce yolculuğu.
Çocukları, tehlikelerle dolu dijital dünyada korumanın en büyük görevi, biz ebeveynlerin omuzlarındadır. Teknolojinin nimetlerinden faydalanmak elbette ki önemli; ama bunu yaparken çocuklarımızı göz göre göre risklerin kucağına atmayalım.
Belki de Türkiye’de yaşamanın zorluğu kaderimiz değil, kederimizdir. Bitmeyen bir dert, bir kısır döngü. Her gün yeni bir sorun, her gün yeni bir sıkıntı… Gerçeklerden kaçarak bir yere varamayız, kaçamayız. Ve işte asıl gerçek: Denetlenmeyen her iktidar, hırsızdır, katildir, yasakçıdır… Suçludur. İçinde iyilik olsa bile, iktidara gelen herkes bir şekilde bu iyiliği katleder. Her iktidar bir noktada suça bulaşır; kimse masum değildir, kimsenin eli temiz kalmaz.
Türkiye’de dolandırıcılık öyle bir noktaya geldi ki, biz ayrı gelen turistler artık dolandırılmaktan nasıl korunacaklarını öğrenmek zorunda kalıyor.
Türkiye’de dolandırıcılık öyle bir noktaya geldi ki, turistler artık dolandırılmaktan nasıl korunacaklarını öğrenmek zorunda kalıyor.
Samuel Beckett'in ünlü eseri Godo'yu Beklerken, iki karakterin sürekli birini ya da bir şeyi beklemesini anlatır. Bu bekleyiş, zamanın boşa geçtiği, harekete geçmenin ertelendiği anlamsız bir döngüdür. Bazen hayatta da aynı şekilde doğru anı beklerken zamanın akıp gittiğini fark etmeyiz.
Hayat dalgalı bir denizdir; kimi zaman sakin, kimi zaman fırtınalı. Ancak en güzel gün batımları, genelde en zorlu fırtınalardan sonra gelir.
Bugün, karanlık bir haberle uyandık. Genco Erkal, kocaman yüreğiyle, dev gibi sanatıyla, sesi ve duruşuyla, bu dünyadan göç etti. 83 yıllık bir hayatın ardından, ebediyete yürüdü.
Gel, gel berû kim savm u salâtın kazâsı var, Sensiz geçen zamân-ı hayâtın kazâsı yok. demiş Seyyid Nesîmî. Ne kadar doğru...
Zirvede olmak harikadır ama en önemli şey ise o yolculuğun içinde mutlu olmaktır. Ve önemli olan sevdiklerimizle yaşadığımız anılardır. O anıların tadı, zirvelere ulaşmak tan çok daha değerlidir.
Bu blog yazısında, 'Henüz Değil'in gücünü bizzat deneyimlediğim ve öğrettiğim yöntemlerle birlikte, başarısızlıkla nasıl başa çıkacağımızı ve neden bu yaklaşımın ebeveynler ve eğitimciler için önemli olduğunu tartışacağız.
“Ne söylediğine ne de yazdığına değil, ne yaptığına bakmalı..."
Çocukları övmek, o işi yapma isteklerine ve başarılarına zarar veriyor.
“Sevgili miyiz, dost muyuz, kanka mı, bacanak mı belirsiz!"
“Birisini affetmemek demek, zehri kendin içip karşındaki kişinin ölmesini beklemek demektir."
Ali Rüzgar'ı güneşin altında, o çocuksu merakıyla kumdan bir göz yaparken izliyorum. Sanki başka bir evrende, kendi yarattığı masalın kahramanı.
Modern çağın gürültüsü bize sürekli 'Daha fazlasını iste!' diye bağırırken, hakikat bize 'Elinizdekinin tadına varın' diye fısıldar.
Alevi-Bektaşi geleneğinde 'Eline, beline, diline sahip ol' derken, Stoa felsefesinde de 'Kendini kontrol et ve adaletli bir şekilde davran' öğütlenir.
Alan sessiz, alamayan 'onlar alıyor ben 1 TL bile alamadım' diyor.
Ülkede lale devri de bitse sülale devri de bitse hepsi az veya çok birbirinin laciverti.
Bu yazıyı, bir arkadaşımın Atatürk'le ilgili ne düşündüğümü sorması üzerine yazıyorum. Bence TİP, Marksist-Leninist olmasına rağmen, Atatürk'e saygısızlık yapmıyor ya da onunla en ufak bir hesaplaşma peşinde değil. Sadece fikirleri uyuşmadığı için Atatürk'ü çok fazla gündeme getirmiyorlar.
O halk Cuma namazından sonra torunu yaşında kızın k…na bakıp iç çeken tonton amca,O halk altın günlerinde üst katındaki günahsız öğrenci kıza “Eve erkek alıyor, o… doldu apartmana” diye dedikodu yapan hacı teyze...
Ev ödevleri öğrencilerin hayatlarını etkiliyor ve genellikle zarar veriyor. Hiçbir öğrenci yorucu bir günün ardından saatlerce ev ödevi yapmak istemez.
Bugün okuldan aradılar ve Ali Rüzgar'ın hasta olduğunu söylediler. Revirde beni bekliyormuş. Hemen okula gidip onu aldım. Yolda, yüzünde hüzünlü bir ifadeyle bana döndü ve
Bugün demokrasiden uzak bir yönetim altında yaşayan ve kötü kararlar nedeniyle büyük bir felaketle karşı karşıya kalan bir topluma, umutlu günlerin yakında olduğunu yazmak istiyorum.
Devletin var olma sebepleri arasında toplumun güvenliğini ve adaletini sağlamak, yapılan yatırımları yönetmek ve organize etmek, kamu hizmetlerinin düzenli ve eşit şekilde sunulmasını sağlamaktır.
Zirvede olmak harikadır ama en önemli şey ise o yolculuğun içinde mutlu olmaktır. Ve önemli olan sevdiklerimizle yaşadığımız anılardır. O anıların tadı, zirvelere ulaşmak tan çok daha değerlidir.
Hayata kendine güvenli bireyler yetiştirmek için; cesaretlendirmek, yol göstermek, hataların ve bazen yaşadığı stresin bile onların öğrenmesine katkısı olduğunu anlatmaktır. Ve okumalarına teşvik etmektir. 📚 😊
Çevremizdeki insanlar, düşüncelerimizi, motivasyonumuzu, amaçlarımızı ve hayat tarzımızı belirleyen etkenlerdir. Eğer çevremizdeki insanlar pozitif, motivasyonlu ve hedef odaklı ise, biz de onların bu enerjisinden etkilenerek kendimizi daha iyi hissederiz ve aynı şekilde motivasyonlu ve hedef odaklı olabiliriz.
Bizim çağımızda, hayatın mükemmel olması beklentisi yüksek ve her şeyin çok hızlı gitmesi gerektiği fikri yerleşmiş. Bu beklentiler, vaat edilen cennet gibi bir hayat ile karşılaştığımızda gerçeklerin - trafik sıkışıklığı, kayıp anahtarlar, mutsuz ilişkiler, vasat bir iş - olduğu hissi, bizi hayal kırıklığına uğratıyor ve öfkelendiriyor.
sevdiklerimizi ve hayatımızda önemli olan şeyleri gerçekten değer vermemiz ve onlara sahip çıkmamız gerekir. Bunun yolu, onların kaybedilebileceğini fark etmek ve onların değerini anlamaktır. Bu, onların önemini fark etmemizi ve hayatımızdaki yerlerini koruma çabası içinde olmamızı sağlar.
Bu fotoğrafı, çocukluğumda yaşadığım komik bir anımı anlattıktan sonra çektim.
Bu çocukların hepsi yetim. Kendilerine yuvalarını açan Hassan’ın yanında kalıyorlar. Zor şartlar altında hayatlarını sürdüren çocuklar, herşeye rağmen gülüyor ve dans ediyor.
Burgazada'dan kalkan Beşiktaş vapurunda giderken İlyas'ın İtalya'daki mezarlık ziyareti hikayesini anımsadım. Zülfü Livaneli'nin Serenad kitabında geçen Mardinli İlyas'ın hikâyesi.
Konu konuyu açmış bir ara çocuklarına torunları, torunlarının çocuklarına geldi. 'Kaç tane var diye saymayı bıraktım' dedi.
Değiştiremeyeceğin şeyleri kabullen ve yapabileceğin şeylerle ilgili bir şeyler yap
Öleceğinizi kabullenmek çok zor. Bu yaşa kadar ölümü hep görmezden gelmişsinizdir.
Şarkıdaki gibi 'Yaşamak ne güzel şey' diyeceğimiz, ümidimizi hiç kaybetmeyeceğimiz yeni bir yıl olsun.
Sabahattin Ali erken yaşta aramızdan alındı ama bütün özgür insanların yüreğinde, bilincinde yaşıyor ve yaşayacak.
5 Mayıs'ı 6 Mayıs'a bağlayan gece, karaların ermişi Hızır ile denizlerin ermişi İlyas buluşurlar. O gece, yer ve gök bu buluşmaya tanıklık ederken adeta ölür ve yeniden dirilir. Bu diriliş yani doğanın dirilişi artık yazın başladığını da işaret eder. Anadolu'da ve hatta bir çok coğrafyada büyük coşkuyla ve umutla geçer bu gece.
Bugün Ali Rüzgar'ın okuluna şikayete gittim. Başta Ali Rüzgar ve tüm sınıf uzunca bir zamandır bir çocuğun zorbalığı ile uzun zamandır mücadele ediyormuş. Bu çocuk başta Ali'ye sonra öğrendiğim kadarıyla arkadaşı Tuna'ya ve sınıfa kötü davranıyor, kötü şeyler söylüyormuş. Ali'yi her gördüğünde her karşılaştıklarında omuzu ile vurarak geçiyormuş.
Kimseye kendinizi sevdiremezsiniz, yapabileceğiniz kendinizi yalnızca sevilmeye bırakmak. Kendinizi başkaları ile kıyaslamayın. Zengin bir insan hayatta en çok şeye olan değil, en az şeye ihtiyacı olandır.
asıl da güzel büyüdüler. Başladıkları gün mini minilerdi ☺️ şimdi ortaokullu oldular.
Ben bir Albay çocuğuyum. Dedem Çanakkale Savaşı'na girmiş, yaralanmış. Sonra Arabistan'a gitmiş, dönmüş Kurtuluş Savaşı'na girmiş. Adamın ömrü savaşla geçmiş. Ben onların çocuğuyum. Bu ülkede Atatürk'ün aleyhinde olmak mümkün değil. Bunu yapmak ve düşünmek ülkeme en büyük acıyı verir.
Yürüyemeyeni koşturan, konuşamayanı konuşturan neydi? İç sesimden şöyle yanıtladı: Sevgiyle geçen mutlu anlar her yarayı her hastalığa iyi geldiğinin işte kanıtı.
Oruç tutmakla, namaz kılmakla hacı olunmaz; bir Alevi öldüren beş sefer hacca gitmiş gibi sevap kazanır. Bütün din kardeşlerimiz hükümete ve komünistlere, dinsizlere karşı ayaklanmalıdır. Çevremizde bulunan Alevileri ve CHP'li Sünni imansızları temizleyeceğiz.
Sınıfa gitmeden kulağına eğilip 'Bugün harika bir gün olacak' dedim. Ali Rüzgar'ın 'İlk günler kötü geçer' düşüncesini uzaklaştırmak istedim.
Bazen bir cümle, bir anı, bir deneyim bir insanın tüm hayatını değiştirebilir. Yaşım ilerledikçe çevremden o kadar çok güzel insanın ölümünü gördüm ki ve şunu öğrendim: 'Sonunda geriye anılar, bazen de güzel yaşanmış hikâyeler kalıyor.' Hüseyin Amcam ile yaşadığım o günün anısı ve gün sonu nasihati gibi…
Her gece sosyal medyada bir veya iki saat geçiriyorsanız, o zamanın bir kısmını kahve içmek için biriyle buluşmak veya bir konsere katılmak için ayırın. Bunu yapmak için zamanınız veya enerjiniz olmadığını hissetmeniz mümkündür ama bunun nedeni, zamanınızı farkında olmadan internette boşa harcamanız olabilir.
Bu tweet beni Ali'nin ilkokulunda ilk aylarına görüldü. Bir gün kantinden Tamer Bey beni bahçede görünce yanındaki Hocaya dönüp 'senin kıl velin geliyor' demiş.
Annelik ve babalık fedakarlıktır, evladınıza gösterdiğin sevgidir, verdiğiniz değerdir. Kadınlar ve Erkekler çocukları olmasa da değerlidir. Bu dünyada çocuk sahibi olmak büyük bir sorumluluktur. Türkiye'de ise uzun uzadıya düşünülmesi gerekir.
Bu ülke onca yaşanan hainliğe rağmen ayakta duruyorsa Atatürk sevgisiyle duruyor.
Açev'in 51 ilde 3.235 babanın katılımı ile yaptığı araştırma sonuçları, Türkiye’de babalık algısını ortaya çıkartmış.
Mesajlarınızla günüme anlam kattınız, var olun.
'Siz hangi burçsunuz?' cümlesiyle başlayan sohbet sonsuza dek sürebilir. 'Ay ben de İkizler burcuyum' 'İnanmıyorum, sen hiç İkizler gibi değilsin, İkizler biraz dengesiz olur!'
Baba ben kötü sözleri sevmiyorum. Alışkın değilim. Ama o çocuk her fırsatta bana kötü söz söylüyor. Sınıfta, teneffüste, serviste... Tuna'ya da aynı şekilde davranıyor. Tuna ile konuştuk. Başka çocuklara da böyle davrandığı için İki defa uyarı almış. Biz de şikayet edersek okuldan atılacak. O'nu o yüzden şikayet etmiyoruz. Canım sıkılıyor buna..
Zaman makinesi icat edilmedi ama fotoğraflar ne güne duruyor? Yeni yıl bahanesiyle İsviçre’den başlayıp üç ülkeyi arşınladığım, iki haftalık plan yapıp dönmeye ayağım varmayınca tatili iki hafta daha uzattığım o "kaygısız" günler.
Bu kadar sevilmek ihtiyacıyla kendine yaklaşan bir hayvanı reddedebilmek için insanın ömründe hiç aşık olmaması, hiç sıkıntı çekmemesi, hiç kalp yumuşaklığı nedir bilmemesi lazım gelir. Böyle insan da olmaz!
Burgazada'ya gittiğimde, Aya Nikola çay bahçesine mutlaka uğrar, iğde ağacının altında bir kaç saat zaman geçiririm. Çay bahçesinin önünde yeşil kapılı bir ev var. Mehmet Bey ile bahçede olduğu bir gün tanıştık.
Eğer, yeniden başlayabilseydim yaşamaya, bir dahaki sefere daha çok hata yapmaya çalışırdım. Kusursuz olmaya çalışmaz, daha rahat olurdum.
Son bir yılda çekilmiş fotoğraflarıma baktım. Her bir fotoğraf beni o anlara o yerlere götürdü. Bir de okuduğum kitapların, altını çizdiğim sayfaların fotoğraflarını çekmişim. Tüm bu fotoğraflar içinde, Ali ile çekildiğimiz fotoğraflar; En güzel, en havalı, en eğlenen hallerimizmiş. Çok gezmiş çok gülmüşüz. En sevdiğim fotoğraflardan bazılarını seçtim paylaşımtım.
İlk kez zeytinyağı taze fasulye yaptım. Ali ile masada yerken '10 üzerinden bir puan ver bakalım' dedim. O düşünürken 'İlk kez yaptığımı da göz önünde bulundur ama!' dedim. 'Babişko ben öyle kolay kolay bu puanı vermem ama bu harika 9! ' 😄 dedi.
Her insanın hayatta bir bağı, onu yaşatan, ona iş gördüren bir hayat zembereği vardır. Benim için o zemberek, o bağ sensin ve her vakit sen olacaksın, seni nasıl severim bilsen...
Bu fotoğrafları görünce iyi kötü anılarımızı hatırlıyorum. Bir gün Ali Rüzgar, aile içinden yakınımız ile birlikte güzel vakit geçiriyordu. Aralarında ne geçtiyse Ali Rüzgar bacağına vurmuş...
Ortaokulun ilk oryantasyon gününde 'Bazen ilk günler kötü geçer baba!' dedi. 'Nasıl? Bugünün kötü mü geçti?' dedim. 'Evet' dedi.
Bu topraklarda yaşayan aklı başında birinin -eğer cahil veya hain değilse Atatürk'e düşman olması mümkün müdür Allah aşkına?
İnsanın çocuk sahibi olmaya karar vermesine; hayata bakış açısı, yaşadığı topluma, ülkesine, aldığı eğitime, eşine göre... ya kolay ya da zor bir karar haline gelebiliyor.
Ali Rüzgar ile görüntülü görüşürken ana konumuz, kadın erkek arasındaki farklardı. Ali sordu ben açık farklılıklarımızı, benzer yanlarımızı, eşitliklerimizi anlattım. Uzunca bir konuşmaydı.
Ben kurtuluş savaşı gazisi dede mi çok severdim. İsmet Paşa dedeme gazi maaşı bağlamıştı. 350 lira. O maaşı çekince bazen 1 lira bazen 50 kuruş harçlık verirdi. Bize hep güzel sözler söyler, adil ve iyi ahlaklı olmamızı tembihlerdi Dedemi çok severdim.
babiş en güzel yer anne kaynıymış. Herşey bedavaymış! Yemek bedeva, su bedava, dere tepe bedava!
Arkadaşlarımla sohbet ederken. 'Bu dünyada ölmesini istediğin birisi var mı?' diye bir konuya geldik. Ben de 'Emin Kızılay Canı cehenneme!' dedim. Arkadaşlarım şaşırmışlardı beklemiyorlardı.
Çarpışan arabaya binip çarpışmaktan kaçan tek bizdik herhalde ☺️ Bu fotoğrafı çarpışan arabalarda Ali heyecanla sağa sola çarpmamak için kaçarken çektim
Finlandiya Başbakanı Sanna Marin 'ülkemin gençleriyle birlikte eğlenmek istiyorum' demiş ve Rock Festivaline katılmış. Geçen hafta da onur yürüyüşüne katılmış.Korumasız!
Çocukluğumda ki endişelerimi ve korkularımı hatırlıyorum. En büyük korkum iğne olmaktı. Komşumuz hemşire Emine teyzemiz vardı. Hasta olduğumda doktor iğne vermişse, hastalığımı unutur pencereden Emine Teyze'nin yolunu gözlerdim. Görür görmez evden kaçardım.
Yoldayız arka koltukta Ali Rüzgar: Baba beş çeşit elektrik enerjisi üretiliyor. Ben biliyorum. Söyleyeyim mi? baaak.
Dün gibiydi... Galatasaray ilkokulu kurasının açıklandığı zamandan dört yıl geçmiş. Bu fotoğraf o gün çekildi. Kurada ismi çıkanlar Galatasaray Lisesine davet edildi. 6 bin başvuru arasından kurada çıkan elli çocuktan birisiydi Ali Rüzgar. Ne büyük bir şans! 🍀
Birkaç ay önce bir tweete verdiği yanıtla Pera'nın profilinde girmiş, paylaşımlarından babası ilgili yazılarını okumuş, baba-kız anılarından etkilemiş sonra takibe almıştım.Pera, Babasını yeni kaybetmenin üzüntüsü ile paylaşımların da hep bir baba özlemi içinde anıyor ve nasıl bir babası olduğunu anılarını yazıyordu.
Girmek istersen erkâna,Kendi özünü çek dara, Böyle ermiş hep erenler,Ne ararsan kendinde ara.
Neşet Ertaş ne güzel söylemiş 'Kadınlar insandır, biz insanoğlu.'
Bu karamsar günlerde bir ışık olması için Mustafa Hoca'nın yıllarca süren büyük çabasını paylaşmak istedim.
Bu video duygu yüklü insanlarla birlikte yaşamanın yeni bir yolunu bulma arayışı içine girerek insanlığın hassas bir portresini çiziyor. Yaklaşık 60 farklı ülkede çekilen ve 7 milyarlık Dünya nüfusunun neredeyse her kesiminden insanlarla yapılan röportajlara ve benzersiz hava görüntülerine dayanıyor. Amacı, kişisel hikayelerin ve yaşam yaklaşımlarının merkezinde, birlikte yaşamak ve daha iyi bir dünya yaratmak için hala olsun inanılmaz kaynakların mevcut olduğumuzu göstermek.
Seslendirme eğitimi alıyorum. Keyifli de gidiyor. Üstelik sınıfta bana lakap takmışlar 'Bay Merhaba!' diyorlarmış. İlk derse biraz geç kalmıştım Sınıfa girerken 'Merhaba!' deyişim ses tonum, vurgum akılda kalmış. 'Bay Merhaba!' olmuşum. :)
En yüksek notu almak için koşullandırılan bir çocuk, hayatı boyunca başarının yalnızca otorite tarafından verilen en yüksek ödül olduğuna inanıyor.
Ali Rüzgar 4 yaşında yorgun bir günün ardından bir ara kendine bir köşe bulup dizlerini de biraz kendine çekip, gözlerini kapatmıştı. ilk anda gördüğümde anlamadım, Uyuyacak zannettim. Dikkatlice izledim, sanki o anlar başka bir yere göçüp gidiyor, bedenini, ruhunu dinlendiriyor güç topluyor gibiydi.
Son zamanlarda her şeyini irdeleyen didikleyen, konuları daha griftli hiç olmayacak bir yere taşıyan insanlarla imtihan ediliyorum. Üstelik bunlar söyledikleriyle yaptıkları birbirini tutmayanlar olunca Marcus Aurelius’un öğütlerini daha sık hatırlıyorum...
Çocuklara zaman ayırarak, bazen sadece onları dinleyerek, onlarla konuşarak bile mutlu olabilir ve mutlu edebiliriz. Aslında sadece içindeki 'canı sıkkın fare'yi ciddiye almak yeterlidir bazen.
Akşam öten kuştan kork, sabah solunda uyanmaktan kork, fukaradan kork, dostluktan, türkülerden kork. Bir düzen türkülerinden korkmaya başladı mı, artık o düzeni kimse ayakta tutamaz.
Bazı anlar vardı ya hani, o an nerede olduğunu, saati, havanın durumunu, ortamdaki kokuları, pencereden gelen ışığı, dışarda çalan kornayı, komşunun sesini dahi hatırlarsın hani, işte öyle bir andan bu fotoğraf. Bu fotoğrafa bakınca Ali Rüzgar bebeklik kokusunu aldım. Unutulmaz bir kokuydu. 🐥
Yeni yıldan tam 15 dileğim var baba! Hepsini öğretmenime ve arkadaşlarıma anlatmaya çalıştım ama sürem bittiği için hepsini anlatamadım.
Hayvanlarda vefa var, sadakat var, merhamet var, İhanet yok, nankörlük yok, Hile hurda, yalan dolan, çalma çırpma yok, yok efendimiz.
Bu fotoğrafı, çocukluğumda yaşadığım komik bir anımı anlattıktan sonra çektim.
Ali bana şakalar yaparken çektim. Karşımda gülen, öpen, bana sıkı sıkıya sarılan mutlu, çevresine duyarlı bir çocuk var artık. Doğrudu andan bu zamana beni değiştiren-dönüştüren, sayısız mutlu deneyim katan Ali Rüzgar
İnsanı, yaşamı ve evreni sorgulayan, yaşadığımız anların değerini anlamaya ve anlatmaya çalışan filozofların belki de en çok kafa yorduğu konulardan birisi insan ve onun mutluluğu elde etme uğraşı üzerine olmuştur.
Hayatta birbirlerine olan saygıları ve sevgileri ile gıpta ettiğin kim var sorusunun yanıtıdır, Gülkız Teyzem ve Halil Eniştem. ❤️
Mutluluk basit olandadır. Savaşa gerek duymayandır...
Nezaketin bir çeşit zayıflık olarak düşünüldüğü böylesi zamanlarda, kiminle arkadaşlık edeceğine tek bir kriter sorulsa bunun yanıtı nezaket olurdu.
Bugün Ali Rüzgar ile yeni yıl ritüelimizi yaptık, dileklerimizi konuştuk.
Babaannem ile...🤗 Erkek çocuğun pipisini cümle aleme göstermek kültürel mirasımızın bir parçası. İşte bu fotoğraf da bu düsturla çekilmiş. Üstü giyindirilmiş alt taraf fora! .. Gelen bir soru üzerine sünnet ve sünnet düğünü ile ilgili düşüncelerimi ve yaşadıklarımı paylaştım.
Bir dostum anlatmıştı; bir tanıdıklarının evinde televizyon arıza yapmış, tamirci gelip TV’nin arkasını açmış ki bir sürü ekmek kırıntısı... Tabii kimin yaptığını hemen anlamışlar; evin beş yaşındaki yaramaz kızı.
İşte bu dömüşüm bana Paulo Coelho’un bir sözü anımsatır: Zaman insanı olduğundan farklı birine dönüştürmez. İnsanı olduğundan farklı birine dönüştüren tek şey sevgidir.
Kreş deneyimlerini yazsam kalınca anıların olduğu bir çalışma olur. Üç yılda üç kreş değiştirdim. Daha güvenilir olsun, daha kurumsal olsun dedikçe daha can sıkıcı şeyler yaşadım.