İnsanoğlunun Mayası: Bir Ütü Masasında Başlayan Hayat Dersi
Neşet Baba, sazının teline vurup o hakikati haykırmış: “Kadınlar insandır, biz insanoğlu.” Biz o “insan"ın elinde şekillenen, mayalanan hamuruz sadece. Ortaokul zamanlarımdı. Boyum uzasın diye mutfak dolaplarına zıpladığım, büyüme telaşına düştüğüm günler… Annem bir gün o telaşımı durdurup, elime ütüyü verdi. “Sen artık büyüdün, kendi işini kendin yap” dedi.

Neşet Baba, sazının teline vurup o hakikati haykırmış: “Kadınlar insandır, biz insanoğlu.”
Biz o “insan"ın elinde şekillenen, mayalanan hamuruz sadece.
Ortaokul zamanlarımdı. Boyum uzasın diye mutfak dolaplarına zıpladığım, büyüme telaşına düştüğüm günler… Annem bir gün o telaşımı durdurup, elime ütüyü verdi. “Sen artık büyüdün, kendi işini kendin yap” dedi.
O an, bir angarya değil, bir “rütbe” almıştım. Çünkü annem bana sadece ütü yapmayı öğretmedi; bana hayatın müşterek olduğunu, bir erkeğin de evin yükünü omuzlaması gerektiğini, “insan” olmanın sorumluluk gerektirdiğini öğretti.
İnsanın karakteri işte o dönemeçlerde, o ütü masasının başında, o mutfak tezgahında mayalanıyor.
Bugün Anneler Günü. Başta benim mayama “adamlığı” değil “insanlığı” katan annem olmak üzere; evlatlarını cinsiyetçi kalıplarla değil, vicdanla büyüten tüm annelerin anneler gününü kutlarım. 🎉🍀✨