Zamanın Kokusu
Bazı anlar vardır, zamanın akışına direnir ve zihnin bir köşesinde donup kalır. O an nerede olduğunu, pencereden süzülen o ikindi ışığını, dışarıda sabırsızca çalan kornayı, hatta komşunun o boğuk sesini bile hatırlarsın. Bu fotoğraf, işte öyle kristalize olmuş bir andan.

Bazı anlar vardır, zamanın akışına direnir ve zihnin bir köşesinde donup kalır.
O an nerede olduğunu, pencereden süzülen o ikindi ışığını, dışarıda sabırsızca çalan kornayı, hatta komşunun o boğuk sesini bile hatırlarsın. Bu fotoğraf, işte öyle kristalize olmuş bir andan.
Baktıkça burnuma Ali Rüzgar’ın o bebeklik kokusu doluyor. Hani o tarif edilemeyen, dünyanın bütün parfümlerini hükümsüz kılan o “cennet fragmanı” koku… Unutulmaz, silinmez, eskimz.
Baba olmanın tanımı zamanla değişiyor, cümleler uzuyor veya kısalıyor ama hepsi tek bir parantezde birleşiyor: “İyi ki.”
Ve o an, Antoine de Saint-Exupéry’nin kulağıma fısıldadığını duyuyorum:
“Gülünü senin için bu kadar önemli kılan, onun için harcamış olduğun zamandır.”
Biz o zamanı harcadıkça, o bebek kokusu bir evlat sevgisine, o sevgi de kopmaz bir bağa dönüştü.