Ruhu Beslemeden Zihni Doyuramazsınız: Ödevin Ötesindeki Hakikat

İnsan, “ödev yapan” değil, “bağ kuran” bir canlıdır. Salman Khan’ın bahsettiği o öğrencinin çaresizliği, modern zamanın en büyük yanılgısını gözler önüne seriyor: Zihni bilgiyle doldurmaya çalışırken, ruhu aç bırakmak. Oğlum Ali dahil, binlerce çocuk, bilgiyi sindirmek için değil, sadece “görev savmak” için gece yarılarına kadar heba oluyor.

1 dk okuma 146 kelime

İnsan, “ödev yapan” değil, “bağ kuran” bir canlıdır.

Salman Khan’ın bahsettiği o öğrencinin çaresizliği, modern zamanın en büyük yanılgısını gözler önüne seriyor: Zihni bilgiyle doldurmaya çalışırken, ruhu aç bırakmak. Oğlum Ali dahil, binlerce çocuk, bilgiyi sindirmek için değil, sadece “görev savmak” için gece yarılarına kadar heba oluyor.

Oysa kadim bilgelik ve modern bilim (Michigan Üniversitesi) aynı kapıya çıkıyor: İnsanı insan yapan, sosyal çevresidir. Bir çocuğun en büyük gıdası, aile sofrasındaki o sıcaklıktır. O sofrada paylaşılan bir lokma ekmek değil, “fikirler, duygular ve değerlerdir.”

Kaliteli Zamanın Simyası Çocuk, ailesiyle ve arkadaşlarıyla geçirdiği zamanda “hayatı” öğrenir. Empatiyi, dinlemeyi, anlatmayı, yani insan olmayı öğrenir. Mekanik bir başarı için bu insani değerleri feda etmek, altın verip teneke almaktır.

Ev ödevleri bir araçtır, amaç değil. Eğer araç, yaşam amacımızı (mutlu ve erdemli bireyler olmak) engelliyorsa, o aracı kenara bırakma vakti gelmiştir. Unutmayalım; hayat karnedeki notlardan ibaret değildir, asıl karne kalpteki huzurdur.