Bir Çocuğun Zihniyetini Nasıl Şekillendirirsiniz? Carol Dweck’in Gelişim Zihniyeti Yaklaşımı
Zeka Övgüsü Tuzağı: Çocuğunuzun Potansiyelini Nasıl Kendi Ellerinizle Baltalıyorsunuz? “Aferin oğlum, çok zekisin!”, “Harikasın kızım, sen doğuştan dâhisin!” Bu cümleler size tanıdık geliyor mu? Muhtemelen evet. Çünkü biz ebeveynler, çocuklarımızı özgüvenli bireyler olarak yetiştirmek adına, onları sürekli bu “etiketlerle” besliyoruz. Ancak Stanford Üniversitesi psikologlarından Prof. Carol Dweck’in yıllara yayılan araştırmaları, yüzümüze tokat gibi çarpan bir gerçeği ortaya koyuyor: Çocuğunuzun zekasını övmek, onun aptalca görünme korkusuyla risk almaktan kaçınmasına neden oluyor.
Zeka Övgüsü Tuzağı: Çocuğunuzun Potansiyelini Nasıl Kendi Ellerinizle Baltalıyorsunuz?
“Aferin oğlum, çok zekisin!”, “Harikasın kızım, sen doğuştan dâhisin!”
Bu cümleler size tanıdık geliyor mu? Muhtemelen evet. Çünkü biz ebeveynler, çocuklarımızı özgüvenli bireyler olarak yetiştirmek adına, onları sürekli bu “etiketlerle” besliyoruz. Ancak Stanford Üniversitesi psikologlarından Prof. Carol Dweck’in yıllara yayılan araştırmaları, yüzümüze tokat gibi çarpan bir gerçeği ortaya koyuyor: Çocuğunuzun zekasını övmek, onun aptalca görünme korkusuyla risk almaktan kaçınmasına neden oluyor.
Kulağa delilik gibi geliyor, değil mi? “Nasıl yani, çocuğuma zeki olduğunu söylememeliyim?” dediğinizi duyar gibiyim. Gelin, bu paradoksun derinlerine inelim.
İki Zihniyet Arasındaki Savaş: Sabit vs. Gelişim
Dweck, insanları (ve özellikle çocukları) başarıya bakış açılarına göre ikiye ayırır:
- Sabit Zihniyet (Fixed Mindset): Bu zihniyete sahip çocuklar, zekanın ve yeteneğin doğuştan gelen, sabit bir özellik olduğuna inanırlar. Onlara “Zekisin” dediğinizde, bu etiketi kaybetmemek için hata yapmaktan ölesiye korkarlar. Çünkü eğer başarı “zeki” oldukları için geliyorsa, başarısızlık da “aptal” oldukları anlamına gelir.
- Gelişim Zihniyeti (Growth Mindset): Bu çocuklar ise zekanın bir kas gibi geliştirilebilir olduğuna inanırlar. Başarısızlığı bir “son” değil, öğrenme sürecinin doğal bir parçası, bir “veri” olarak görürler. Onlar için çaba, yetenekten daha kutsaldır.
O Meşhur “Bulmaca” Deneyi
Bu teoriyi kanıtlayan çarpıcı bir deneyden bahsetmek isterim. Araştırmacılar çocuklara önce oldukça kolay bir bulmaca çözdürürler.
- Bir gruba: “Harika! Çok zekisin, bu işte çok iyisin,” derler (Zeka övgüsü).
- Diğer gruba: “Harika! Bunu çözmek için çok çaba harcadın,” derler (Çaba övgüsü).
Sonra çocuklara daha zor bir görev isteyip istemedikleri sorulur. Sonuç şok edicidir: “Zekisin” denen çocuklar, “ya çözemezsem ve zeki olmadığım ortaya çıkarsa?” korkusuyla zor görevi reddederler. “Çaba harcadın” denen çocuklar ise “daha çok çabalarsam çözebilirim” diyerek zor göreve atılırlar.
İşte “zekisin” övgüsünün yarattığı kırılganlık budur. Biz çocuklarımızı motive ettiğimizi sanırken, aslında onları “onay bağımlısı” ve “hata fobisi olan” bireylere dönüştürüyoruz.
Peki, Ne Yapmalı? Bir Ebeveyn Manifestosu
Övgüyü tamamen çöpe mi atacağız? Hayır. Sadece neyi övdüğümüzü değiştireceğiz. “Sonucu” değil, “süreci” alkışlayacağız. İşte Carol Dweck’in yaklaşımını evinize entegre etmenin derinlemesine yolları:
1. “Zekisin” Yerine “Stratejist” Olun Çocuğunuz sınavdan 100 aldığında “Zekisin” demek yerine; “Bu sınava hazırlanırken not çıkarma yöntemin çok işe yaradı, stratejin harikaydı,” deyin. Bu, ona başarının kontrol edilebilir bir süreç (çalışma yöntemi) olduğu mesajını verir. Zeka piyango bileti değildir, kazanılan bir ödüldür.
2. Hata Yapmayı Normalleştirin (Hatta Kutlayın!) Akşam yemeği masasında şu soruyu sormayı alışkanlık haline getirin: “Bugün ne hata yaptın ve ondan ne öğrendin?” Hata yapmanın utanılacak bir şey değil, gelişimin yakıtı olduğunu gösterin. “Henüz yapamadın” (Not Yet) kavramını kullanın. “Matematiği anlamıyorum” dediğinde, “Matematiği henüz anlamıyorsun” diyerek kapıyı açık bırakın.
3. Çabayı Somutlaştırın “Aferin, çok çalıştın” demek bile bazen yetersiz kalabilir. Daha spesifik olun. Bir resim yapan çocuğa “Ne güzel resim” demek yerine; “Gökyüzü için seçtiğin o mavi tonunu karıştırmak için ne kadar uğraştığını gördüm, bu detay resme derinlik katmış,” diyerek emeğini fark ettiğinizi hissettirin.
4. Başarısızlığı Bir “Veri” Olarak Sunun Çocuğunuz bir dersten kaldığında veya bir maçta kaybettiğinde, bunu kişiliğine (beceriksizliğine) değil, sürecine bağlayın. “Sanırım antrenmanlarda şu tekniğe yeterince odaklanmadık, bir dahaki sefere çalışma planımızı nasıl değiştirebiliriz?” diye sorun. Bu, odağı “ben kötüyüm"den “yöntemim yanlıştı"ya kaydırır.
5. Onları Sadece “Zeki” Değil, “Öğrenen” Olarak Etiketleyin Çocuklarınıza, beyinlerinin zorlandıkça güçlenen bir kas olduğunu anlatın. Zor bir problemle karşılaştıklarında “Bu çok zor” dediklerinde, “Harika! Bu, beyninin şu an geliştiği ve yeni nöron bağları kurduğu anlamına geliyor,” diyerek zorluğu bir gelişim fırsatı olarak çerçeveleyin.
Son Söz: Dayanıklılık İnşası
Bizim görevimiz, çocuklarımızın önüne kırmızı halı sermek değil; o halı altlarından çekildiğinde ayakta kalabilecek dayanıklılığı (resilience) onlara kazandırmaktır.
Sürekli “çok zekisin” diyerek şişirilen egolar, hayatın ilk fırtınasında patlar. Ancak “çok emek verdin, pes etmedin” diyerek güçlendirilen karakterler, fırtınada kök salar.
Bir sonraki övgünüzde nefesinizi tutup bir düşünün: Onun egosunu mu besliyorsunuz, yoksa karakterini mi inşa ediyorsunuz?
Karar sizin. 💪🚀
Kaynak: Carol Dweck, “Mindset: The New Psychology of Success” ve İsmail Yurtsever’in notları.