Bacanak mıyız, Sevgili mi?: Modern Aşkların Tanımsız Sefaleti
Sosyal medyada bir genç bağırıyor: “Artık ne olduğumuz belli değil! Bacanak mıyız, sevgili miyiz?” Hoş geldin modern zamanların arafına evlat! Bizim zamanımızda “Çıkma Teklifi” diye bir kurum vardı. Bir nevi niyet beyanı, bir cesaret diplomasıydı.
Sosyal medyada bir genç bağırıyor: “Artık ne olduğumuz belli değil! Bacanak mıyız, sevgili miyiz?”
Hoş geldin modern zamanların arafına evlat! Bizim zamanımızda “Çıkma Teklifi” diye bir kurum vardı. Bir nevi niyet beyanı, bir cesaret diplomasıydı.
Lise yıllarımda okulda “Subayın kızı Nalan"ı hatırlıyorum. Öyle “akışına bırakalım”, “etiketlemeyelim” gibi korkakça laflar etmezdik. Seviyorsan gider konuşurdun. Riske girerdin. Ben girdim o riske. Pat diye teklif ettim. Sonuç? Reddedildim. Ama Nalan, babasının korkusuyla da olsa, karşıma geçip gözlerimin içine bakarak açıkladı durumu. “Ghosting” yapmadı, “mesaja cevap vermemezlik” etmedi. İnsan gibi geldi, insan gibi reddetti. Ama o “Hayır"ın içinde, “Babam duyarsa beni yakar” korkusu öyle netti ki… Üzüldüm ama kırılamadım. Çünkü karşımda sevgisiz bir kalp değil, otoritenin babaının gölgesinde titreyen bir kalp vardı.
Şimdi bakıyorum da; o zamanın “imkansızlığı” bile ne kadar asilceydi. Bugünün “özgür” ama korkak ilişkilerine inat; engelli, yasaklı ama adı ve niyeti belli o çıkma teklifleri geri gelsin!
Bugün “özgürlük” adı altında pazarlanan şey aslında korkaklık. Kimse elini taşın altına koymak istemiyor. Herkes “yedekte” birilerini tutma peşinde. Oysa “Çıkma Teklifi”, bir ilişkinin anayasasıdır. Sınırları çizer, niyeti bellidir.
Bırakın bu “bacanak” muhabbetlerini. Eski usul sevmeyi, reddedilmeyi ve yeniden ayağa kalkmayı öğrenin. Çıkma teklifi geri gelsin, mertlik meydane çıksın! :)