Oğluma Not: Hayat Kusurludur, Sen Çiçeklere Bak
Bugün sana, okullarda öğretilmeyen bir sırdan bahsedeceğim. Büyüdüğünde sana sürekli “daha iyisini iste”, “mükemmeli hedefle” diyecekler. Bizim çağımızda “hayatın mükemmel olması” bir norm gibi sunuluyor. Ama bu büyük bir tuzaktır.

Bugün sana, okullarda öğretilmeyen bir sırdan bahsedeceğim.
Büyüdüğünde sana sürekli “daha iyisini iste”, “mükemmeli hedefle” diyecekler. Bizim çağımızda “hayatın mükemmel olması” bir norm gibi sunuluyor. Ama bu büyük bir tuzaktır.
Çünkü o “mükemmel” hayatı beklerken; trafikte sıkışacaksın, anahtarlarını kaybedeceksin, bazen işinden sıkılacaksın. Eğer beklentin “cennet” ise, bu gerçekler sana “cehennem” gibi gelir. Öfkelenirsin, kırılırsın.
Kusursuzluğun Küçük Adaları Alain de Botton’un harika bir sözü var, kulağına küpe olsun:
Yazar Alain de Botton der ki,
Yaşlılar çiçekleri neden sever? Onlar hayatın kusurlarının farkındadırlar ve kusursuzluğun küçük adalarına rastladıklarında, durup onları takdir etmek isterler. Bizler ise, hayatın kusursuzluğu hakkında cafcaflı hikayelerle zihnimizi doldurmuşuz ve durup çiçekleri takdir etmeyi unutuyoruz. Hayatın tüm kusurlarına rağmen, kusursuzluğun küçük adalarını takdir etmek, hayatın tadını çıkarmanın en güzel yollarından biridir. Hayatın her anını mükemmel olması gerektiği düşüncesinden kurtulup, kusursuzluğun küçük adalarını takdir etmeye başlamak, hayatı daha içten ve keyifle yaşamanıza yardımcı olacaktır. “Hayatın mükemmel olması gerektiğine ve tüm sorunları çözebileceğimize inanınca diğer şeyleri takdir etmeyi bırakıyoruz. Durup çiçekleri takdir etmeliyiz.
Biz yetişkinler, kafamızdaki “cafcaflı başarı hikayeleri” yüzünden o narin güzellikleri ıskalıyoruz.
Sana tavsiyem şudur: Hayatın her anının mükemmel olmasını bekleme. Sorunları çözmeye çalışırken, yaşamayı erteleme. Hayatın kusurlarını kabul et, onları takdir et.
Bazen mutluluk, devasa bir başarıda değil, betonların arasından fışkıran inatçı bir papatyadadır. Dur ve onu takdir et.