Zirveler, Yün Çoraplar ve Marcus Aurelius: Mutluluk Bir Varış Değil, Bir Oluştur

Benjamin Franklin haklıydı: Mutluluk, piyangodan çıkacak büyük ikramiye değil, gündelik hayatın o küçük, o sıradan “zevk kırıntıları"dır. Danimarkalılar buna “Hygge” diyor. Şubat ayında ne yapılır diye baktım; “Dağlara çıkın, rüzgarı yiyin, saçınız başınız dağılsın ama dönüşte o sessiz kahveyle büyülenin” diyorlar.

1 dk okuma 174 kelime
Zirveler, Yün Çoraplar ve Marcus Aurelius: Mutluluk Bir Varış Değil, Bir Oluştur

Benjamin Franklin haklıydı: Mutluluk, piyangodan çıkacak büyük ikramiye değil, gündelik hayatın o küçük, o sıradan “zevk kırıntıları"dır.

Danimarkalılar buna “Hygge” diyor. Şubat ayında ne yapılır diye baktım; “Dağlara çıkın, rüzgarı yiyin, saçınız başınız dağılsın ama dönüşte o sessiz kahveyle büyülenin” diyorlar.

Bu fotoğraf tam da o anın, o dağılmışlığın, yünlü çorapların ve yorgunluğun belgesidir. Ama benim asıl meselem zirveler değil. Benim meselem, o zirveye tırmanırken öğrendiğim babalık sanatı.

Ali Rüzgar hayatıma girdiğinden beri, “büyük mutluluklar” beklemeyi bıraktım. Anne karnındaki o ilk tekmeyle başlayan sorumluluk, zamanla “çocuk için ilişki sürdürme” çabasına, sonra da “ayrılığın baba-oğul ilişkisine etkisini yönetme” ustalığına dönüştü.

Yıllar su gibi aktı. “Ne zaman bu yaşa geldim?” diye sordum az önce aynaya bakarken. Cevap yok, sadece beyazlayan saçlar ve biriken anılar var.

Zirve güzeldir ama soğuktur. Asıl sıcaklık, o zirveye giden yolda, sevdiklerinizin elini tutabilmektir. Çünkü Marcus Aurelius’un binlerce yıl ötesinden fısıldadığı gibi:

“Hayatın anlamı, kendimize ve başkalarına verdiğimiz değerdedir.”

Söz uçar, yazı kalır. Bu da burada, zamanın tozlu raflarında “iyi ki yaşadım” dediğim bir not olarak kalsın.

📸 @saitsenvardar

2 Şubat 2023